Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Slow down honey!

Takmış durumdayız cidden. Ya birilerini yavaşlatma ya da hızlandırma peşindeyiz. Kendimizi nasıl verimli kullanabiliriz temel meselemiz bu. Yani kendimizi kendimizden o kadar ayrı tutuyoruz ki bir de o kendimize kullanma kılavuzu düzenlemeye niyetleniyoruz. Peki ya her şey bütünse? Dün bazı atıştırmalıkları neden tercih ettiğimize ilişkin biraz google mesaisi yaptım. Mesela peynir ekmek tercih edenler  kötümser bir modda, patlamış mısır seçenler baskı altında, makarna ekmek gibi karbonhidrat seçenler kendini güçsüz hissediyor olabilirmiş. Bir nevi demir eksikliği olan bebeklerin toprak yeme ihtiyacı gibi. Beden, ruh, kalp, mide birbirine alarm veriyor yani. Yavaşlama ya da hızlı yaşama konusunda da bu böyle. Ben yaklaşık iki senedir sahnede bir sekilde yer alıyorum amacım da hayatıma biraz hız katmaktı ama bence en yavaş zamanlarımı yaşıyorum. Ne kadar anda kalma, konsantrasyon, her şeyi detaya indirgeme olayı varsa bu işlerde varmış. Hani hiç de laga luga yapmaya gelmiyor ak...

Kendini sevmek/Amerika'nın Oyunu?

Dün birkaç satır karalamış olmak o kadar iyi geldi ki bugün hemen devam etmek istedim. Evet Therapy "süreci" (!) ve dönüşümlerden söz etmek istiyordum. Aslında tiyatro demek daha doğru. Çocuklar bugünkü konumuz sevgi :) Meditasyon isimli bir uygulama var aslında tiyatroya başladığım zamandan itibaren satın almıştım ancak efektif kullanamamıştım. İşte sahnede duygularımızı anlamamız yönetmemiz insan duygularının farklı renklerini hissedebilmemiz gerekiyor ya o yüzden(Sanki bana..!). Birkaç kötü meditasyon denemem oldu, ağladığım, boğazıma birçok şeyin düğümlendiği.. E tabi kendi içini temizlemeden başkasını nasıl anlayacaksın? Yani asla olmaması gerekiyor sandığım şeylerin oldugu ama benim böyle dinginlesme mi olur diye isyana kalktığım zamanlar oldu :) Hemen çiçekler açacak ben de Lao Tzu olacağım zanmediyor insan meditasyonla. Hayır üniversitede uzun zaman kundalini yaptım. Çocukluğumdan beri reiki, yoga vb. bir gözüm bir kulağım açıktır ama bazen işler öyle olmuyor. Kaçma...

Therapy

Bundan önce ne yazdığıma bakmaya korkuyorum :) Dur yaa şuralarda fütursuzca yazabileceğim bir blogum olacaktı dürtüsüyle kaybettiğim blogu aramaya koyuldum. Biliyorsunuz şu an internette kişisel bilgilerimiz  kol geziyor ve unutulma hakkı konuşulur oldu bu yüzden . Belki de gerek yoktur dedim ben. İnsan kendi kendini unutuyor bile. Sizi bilmem ama benim içimde bir reset butonu var. Hayata belli bir açıdan çok uzun süre bakamıyorum. Düşsem de kalksam da ekranın çevir butonunu serbest bırakmadan edemiyorum. Herhalde 2019 Şubat 'ta bu çevirme butonunu dondurmuş olacağım ki hevesle kalbimi açtığım bloga ara vermişim. Uzun bir Therapy-Dark Cabaret dönemi de girdi tabii araya. Aylardır bindik bir alamete. Gittikçe artan gösterimlerin ve temponun arasında ne okudum ne de yazdım, yalan dünyayı da gönlümce gezdiğim söylenemez. Kendimce uzun iç yolculuklar yaptım, dışarıda görünen makaranın aksine bol bol derinleştim. Ekranı çokça evirip çevirdim aslında. Sağlık, aile, arkadaşlıklar, iş ...