Takmış durumdayız cidden. Ya birilerini yavaşlatma ya da hızlandırma peşindeyiz. Kendimizi nasıl verimli kullanabiliriz temel meselemiz bu. Yani kendimizi kendimizden o kadar ayrı tutuyoruz ki bir de o kendimize kullanma kılavuzu düzenlemeye niyetleniyoruz. Peki ya her şey bütünse? Dün bazı atıştırmalıkları neden tercih ettiğimize ilişkin biraz google mesaisi yaptım. Mesela peynir ekmek tercih edenler kötümser bir modda, patlamış mısır seçenler baskı altında, makarna ekmek gibi karbonhidrat seçenler kendini güçsüz hissediyor olabilirmiş. Bir nevi demir eksikliği olan bebeklerin toprak yeme ihtiyacı gibi. Beden, ruh, kalp, mide birbirine alarm veriyor yani. Yavaşlama ya da hızlı yaşama konusunda da bu böyle. Ben yaklaşık iki senedir sahnede bir sekilde yer alıyorum amacım da hayatıma biraz hız katmaktı ama bence en yavaş zamanlarımı yaşıyorum. Ne kadar anda kalma, konsantrasyon, her şeyi detaya indirgeme olayı varsa bu işlerde varmış. Hani hiç de laga luga yapmaya gelmiyor ak...