Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

12:12

Duygularımızı ne kadar es geçiyoruz. Bugün size bütünleşik bir Ankara Adliyesi hikayesi anlatayım diyorum. Daha az önce 38 yıllık bir evliliğin sonlanmasındaki payımın altına imza atmıştım. Yani benim için standart bir prosedür sayılan, duruşma tutanağına imza atma işini gerçekleştirmiştim. Hmm evet, 38 yıllık evlilik. Artık boşanma davaları sıklaştığı için sadece evlilik süreleri ilgimi çekiyor, ne yalan söyleyeyim. İnsan kendi "ortalama yalnız hissetmeme" süresini hesaplıyor bir yerden sonra. Bir yandan üzülüyor da tabii, kapıda karşı tarafın -yani yaşlı amcanın- gözlerini yaşlı görünce.. -60 yaşından sonra insan baştan başlayamaz kızım, dediğini duyunca...  -Başlar. (Sanki ne biliyorsam)  Sığ sığ titrime güveniyorum işte ne bileyim.Bize ümit önemli dediler bilenler, o yani. -Baştan başlar? -Tabii tabii neden olmasın? (Bak hele sen?) Bunu söyledim çünkü adamın intihar girişimleri olduğunu biliyorum. Kızı söyledi: "Öldüreceğinden değil avukat ...

İçimde intihar korkusu var

Size bir intihar hikayesi yazacağım. Her zaman umut, neşe olmayabiliyor hayatta değil mi? İntihar, koca bir boşluk, teslimiyet, çaresizlik ve yalnızlık demek bana sorarsanız aslında. Eskiden şaşırırdım insanlar yaşamaktan nasıl vazgeçer diye. Bir kere, ölüm fikri oldukça korkutucu bence. Öte yandan keşfedilecek o kadar çok his, yer, insan, an varken bu çocuksu merak ve açlık duygusunu insan nasıl bırakır ki? Şöyle; bir dikkat ilacının yan etkisiyle. O  okumayın şartlanırsınız dedikleri anridepresan prospektüslerini de hiddetle  tavsiyrmdir okuyun efenim, bir gözünüz açık olur çünkü benim gibi belki. Benim en korktuğum şey ölme fikri ya da intihar düşüncesine sahip olan biri olmaktı belki de şu hayatta. Çok ümitsizce ve bana uymayan bir hal. Birçok zorluk yaşadığım bu hayatı deneyimleme fırsatım olduğu için kendimi hep şanslı hissetmişimdir. Gelin görün ki o gün, ölümümü, bir kurabiyenin içine şunları katarsam lezzetli olur kıvamında, matematiksel bir hesap eşliğinde planlıy...

Oh Oh Bey Amca

    Eski bir dosta kavuşmuş gibi eve koşa koşa geldim. Yarın Pazartesi, erkenden kalkmam gerekirken hemen eski yazıya (yani birkaç saat önce bıraktığım anlağa) göz atıp yeni akış için klavye başına oturdum. Önceki yazıyı balıkla bitirmiştik. Daha doğrusu, aslında, bir kilo istavrit. İnsanın birinden bir kilo istavrit istemesi hadisesi :) Siz de 1.5 aylık sevgilinizden, kendi mutfağına alışveriş yaparken size de alması için istavrit sipariş edebiliyorsanız, orada bir şeyler vardır. Henüz adını sevgi koymaya bile cesaret etmeye şaşırdığım bir şey. Bir tanıdıklık, bir sıcaklık, bir "hep yanımda olacak sanki" hissi yani. Bir yandan arkadaş bu kadar kısa zamanda böyle bir şey olabilir mi derken diğer yanım da "yanına turp, domates de yakışırdı aslında" diyor. Ya da böyle düşünecek kadar samimi hissediyor. Aidiyet hissi bir ihtiyaç mı? Bu hissin insanın içine yerleşmesindeki kendiliğindenlik gerçeklikle bağdaşıyor mu? Bunu henüz maalesef anlayamıyorum ama bundan birkaç...

This time we'll take it slow

Uzun zamandır yazmak istiyordum şeklinde klişe bir cümleyle başlayacağım; zira 15-20 yıl kadar uzun bir zaman, bir hayali ertelemeyi nitelendirmek için hayli kafi bence. Bir de kuvvetle muhtemel'i bir yere sıkıştırırsam keyifli bir giriş yapmış olacağım sanırım. Başlıkta yazdığım gibi neden olmasın? Hayatının son iki senesini, "içinde kalanlar listesi"ni temizlemeye ayırmış ve belki de 15 senesini "kendini erteleme"ye ayırmış bir insan olarak artık enginlere sığmam bloglara taşarım :) Elimdeki zaman "kısıntısı" maalesef duygularım, bedenim, hayatım ve hatta arkadaşlarım arasındaki ilişki ve dengeyi yakalayamıyor. Sürekli bir yerlere bir şeylere notlar, şiirler, alıntılar kaydediyor, sonra da: "Öldüğümde bunları sakladığımı görüp gerizekalı olduğumu düşünecekler" diye hayıflanıp duruyorum. Tabii ki hayıflandığım, "öldüğümde" kısmı oluyor. Tamam, sonra sakladığım şeyleri ergence bulacaklarını da düşünüyor olabilirim, peki. Ama be...