Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ve sokak lambaları yanar...

En son 24 gün önce burada 21 günlük online eğitime geçildiğini yazmışım. Buradaki olağanüstü hal bugün 1 ay daha uzatıldı. Hasta sayısı 4000, 406 iyileşen, 157 ölü var. Türkiye'de ise çok daha ciddi durumda. Olabildiğince az dışarı çıkarak geçirdiğimiz günler... Bir doküman doldurup yakındaki küçük alışveriş merkezine gidiyoruz. Bu üç haftayı geçkin zamanda bir ara kar yağdı, şimdi ise hava çok güzel. Bol bol yemek yaptım. Biraz yoga, meditasyon, biraz da boyalarla haşır neşir oldum.    Kar bizim için ne kadar sıradan olsa da bir Avusturalya'lı için sabahı bekletecek kadar heyecan vericiydi. İlk dokunuş, ilk tatma, ilk kar meleği :) Kelimelere sığdırması zor :) Benim için heyecan ise şimdiye kadar elime her boya aldığımda elime yüzüme bulaştırıp ilkokul seviyesinden ileri gidemeyen zihnimi biraz da olsa dönüştürebildiğimi görmekti.  Elbetteki temel sebep biraz renk görebilme isteğiydi. Manzaramızın pek güzel olduğunu maalesef söyleyemeyeceğim. Eskişehir'in 15...

82 corona- 21 gün online eğitim

Adaya aynı gün bir Türk ve bir İspanyol veda etti :D Kaleye mi demeliyim? Buranın merkezi kocaman bir kalenin altı, üzeri ve çevresini kapsıyor. Gerçekten çok etkileyici bir genişlik ve derinlik hissi veriyor. Ayrıca şehrin tamamı da yıldız biçiminde. Bu kapı kale girişlerinden biri. Çok geniş ve ihtişamlı. Ancak maalesef 20 derecelik havada bile neredeyse bomboş. Burada Corona vakası 82 kişiye ulaşmış durumda. Romanya başbakanı da karantina altında. Çevre ülkelere giriş çıkış olmadığı gibi eğer şehirden ayrılırsak 31 Mart'a kadar kaldığımız yurda geri dönemeyeceğimizi açıkladılar. Türkiye gibi burada da okullar online sistem üzerinden devam edecek. Ancak benim için biraz tatil modu hakim. Bugün arkadaşımızı gara uğurlamaya gittik ve dönerken şehrin hiç görmediğim ancak bence en güzel yerinden döndük. Çok güzel bir cafeye kısacık uğradık.  Şimdilik sadece lavabonun yanındaki minnoşluğu ekleyeyim. Yine gezerken evlerin bahçelerine, pencerelerine, mimarisine bakakaldım. ...

Everybody Has a Reason

Dün gece Türkiye'den ilk Corona virüsü teşhisi konulduğuna ilişkin açıklamayı odada birkaç Türk öğrenciyle dinledik. Ben de dün ilk kez İnsan Hakları dersi hocasıyla konuşmaya gitmiştim ve hoca senatonun Perşembe günü toplanacağını, ülkede bugünden itibaren ilk-ortaokul-liseler ve kreşlerde tatil ilan edileceğini, şimdilik derslerin ertelenme ihtimali olduğunu belirtmişti. Açıkçası ben de Türkiye'de dönme durumum olur mu, aslında dönsem de buradan alacağımı aldım vb. şeyler düşünüyordum. Bir yandan orada ofis, işler varken burada zamanı boş geçirmek suçlu hissetmeme neden olabiliyor çünkü.  Çok hızlı ve çok verimli bir hafta geçirdim. Burası Eskişehir'in 2004'te gittiğim ilk hali gibi. Yani çok fazla yüksek bina yok mesela, ne bileyim büyük alışveriş merkezleri ya da aşırı süslü mekanlar da yok. Hatta sokakta insan dahil olmak üzere etrafta pek bir şey de yok :) Ancak kendi atmosferini yaratırsan son derece keyif alınabilecek, huzur bulunabilecek ve kendini geliştirebi...

Kısaca ilk 4 gün

 Buraya geleli dört gün oldu. Gece yurda geldim ve gelene kadar haberleştiğim kızlar çok sıcak karşıladı. Yatak yorgan serildi, sohbetler edildi yerleşildi ama uyuyamadım bir türlü. Heyecan mı stres mi anlamadığım bir şekilde bir iki gün tam olarak dinlenemedim. Ertesi gün buradaki rehberim Nicoleta ve Denis ile okula geldik. Bir hemşireye corona kapıp kapmama ihtimaline karşı biraz bilgi verdik ve bir cafeye oturduk. Uzun uzun sohbet ettik. Ekoloji, feminizm, dinler. Nicoleta hukuk öğrencisi ve ekolojist feminist olduğu için gerçekten çok rahatladım. Çünkü yurtta bazen Fenerbahçe marşı ile uyanilabiliyor :) seviyeyi tutturabilmek önemli yani. Uzun bir sohbet sonra yemek faslı ve dinlenme ile geçti zamanim. Detayları uygun bir zamanda ballandıracağım. Ertesi gün Sibiu'dan Erasmus ekibi geldi yaklaşık 80 kişilik. Orsa gelen türklerle de tanıştık. Ayrıca yukarıdaki kaleyi, katedrali, çevreyi gezdik. Pazar bütün gün tek başına harika bir şehir turu yaptıktan sonra bugün ise kayıt,...

Yoldan geçen yolunu bulan

Vizeyi aldıktan sonra son birkaç ay içerisindeki hummalı süreç daha da hızlandı. Birkaç gün uçuş tarihini netleştiremesem de bir şekilde son güne yani bugüne (5 Mart 2020'ye) geldim. Son gün, son dakikalardaki doktor randevuları, havaşa ucu ucuna yetişmem(iyi ki dostlar, komşular var), evden çıkmadan on dakika önce uyap üzerinden dava açmaya çalışmam... Sanki şu anda yolda olan ve Alba Iulia'ya yaklaşan ben o değil de bir başkasıyım. Havaalanında son anda euro hesabı açtırmam (açamamışım meğer çünkü o kadar bankaya gidip gelmeye), uçağa "anonsla" yetişmem yetmiyormuş gibi Bükreş'e geldiğim saatte, Alba'ya tren ve uçak olmayacağını okuldakilerin son andaki yazışmaları ile ögrenmem gerçekten muhteşemdi. İner inmez valizleri alıp bir telefon hattı edindim. Ama bugün Bükreş'te kalıp yarın otobüse binecek olsam bile o valizleri fazladan bir sefer dahi taşıyacak takatim yoktu. Hattı aldığım yerdeki muhteşem güleryüzlü ve Türkleri seven, Türkçe filmleri seven (...

Gendinğize iyi bakacaksınğız!

Gerçekten merkür retro mu, yoksa dedikleri gibi benim haritamdaki kimi etkiler mi bilmiyorum inanın yurtdışına çıkmam ve süreçteki tüm adımlar ince ince emek istedi. Sabır egzersizi olarak görmek başta olmak üzere sırf bu süreç dahi bana çok şey öğretti. Zaten meslekten dolayı sürekli prosedürel işler stres yaratıyordu ancak anladım ki keyif de yapacaksan bunlardan kaçış yok. Go go go..! Dünyanın evrakı toplanıyor gerçekten :) Elbette mantıklı evraklar, öğrenci belgesi, sağlık sigortası, öğrenim anlaşması filan ama gideceğim arkadaşlardan birinin dediği gibi "ben zaten sınavı kazanmışım, onların bunlari toplamasi gerekmiyor mu?" :) Biz aslında tam 1 sene önce girdik sınava. İlk randevu ekibiyle bir güzel dağıtıp sabahında zor kalktığım ve öylesine girdiğim bir sınavdı. Meğer en çok Erasmus basvurusunun yapildigi sinav bu olmuş! Fırlamış puanlar. İlk açıklanan sıralama ile Polonya'ya gidecektim. Hatta okulun sinema bölümü Kieslovski'yi, Polanski'yi ve dahi bir...

S.o.s.

İyi ki hazırlanayım dedim o gün gitmekten vazgeçiyordum. Yahu kayıt yenilemeyi unutmuşum! Prosedürden nefret eden bir avukat olmak ateist olup her bayram namaz kılmaya benziyor. Sürekli sağa sola bakarak yapıyorsun her şeyi. Gereksiz bilgiyi almıyorsun yani. Güya konsolosluğa önceden evrak verecektim. O iş yalan oldu. Böyle bu süreçte hissettiğim bütün yorgunluklar da üzerime çöreklendi. Öyle olunca hastalıklar tetiklendi, arkadaşlarımla aram açıldı filan derken baktım benim iç ses yine olumsuz çığlıklar atıyor. Onu tespit edince hemeen aldım elime sopayı. Efendim türküler mi dinletmedim ona olumlamalar mı, sevdiğim arkadaşlara mı götürmedim, koşmaya mı çıkarmadım... ama en iyi şifa ne biliyor musunuz? Çalışmak. Bir günü verimli ve dolu dolu geçirmenin hazzı ve o iç huzur hiçbir şeyde yok. Bir de cisdeen zehirli insanlardan uzak durmak lazim. Vicdan, merhamet, aman hatir filan derken yoruyorlar. Biraz dinlenmek dinlendirmek en iyisi. Şimdi gidince dinlenme hayallerim var umarım bol gez...

Yolculuk Hazırlığı

Eveet yavaş yavaş Erasmus sürecini düşünmeye başlama zamanı geldi sanırım.  Biometric fotoğraf da bunun imzası olsun :) İşi gücü vicdanen rahatça bırakıp şöyle birkaç aylık bir nefes nasıl alınır diye düşününce, lisans döneminden beri dilediğim bir şeye yönelme fikri iyi geldi. Hazır yüksek lisans kaydım açık, okuldan atılıp geri dönmüşken neden şansımı denemeyecektim ki? Şimdiye kadar işleri oturtma, organize olma, sahne vs derken yalnızca kendim için ne yapabilirdim? 33 yaşında tekrar yurtta kalabilir miydim? Konforumdan, zevklerimden ne kadar ve ne için fedakarlık edebilirdim? Elimdekileri biraz serbest bırakmadan kendimi nasıl geliştirebilirdim.. Daha önce belki korkmuş belki kendime güvenememiştim bilmiyorum. Sonuç olarak işi gücü bırakıp gitmeye karar verdim. Kimileri orta yaş bunalımı diyor :) Ben içimde kalanlar listemi tüketiyorum bana sorarsanız. Ciddi maliyetleri oldu tabii. Giderken elimdeki dosyalarda aklım kalacak, yaklaşık dört ay yokum sonuçta. Bu nedenle öz...

Let me hear your flow sistas

Durup dururken uykun kaçar. Kurcalarsın sosyal medyayı, eski sevgilin engelini kaldırmıştır. Vaybebayın! Sen tut o kadar kin güt, yeme içme, geçen günleri yok say, sonra bi' gece, uykuma zeval olacak kadar yüksek frekansla engelimi kaldır. Yarın da iş var. Herkesin o an içine doğuyordur eminim. Böyle ağız dolusu hüdaya havale ettiğiniz birinin, engelinizi kaldırdığını fark etmek. Takdir-i ilahi hissi ve acımasız gülme anı. İşte, yalan söylesem güvenilmez olurum, doğruları söyledim diye hoşlaşılmıyorum... Anladın mı , üç senenin sonunda benim haklı olduğumu, itin oğlu, an'ı. Hangisi yollamaya başlamış derken beklemediğim birinden almışım meğer vaybı. Öyle ki yani şimdi intikam için geri engellesem hiçbir manası olmayacak. Zaten bitmesi ferahlatmış. İyiyim böyle ya dedirtmiş. Öyle gereksiz biri. Bu da böyle bir anıydı, değişik insan tanıdık azizim, raad olmak bunalmaktan evladır dedirteni. Zaten hayal ettiği hayatı yaşıyorum dedirteni. Yani nasıl desem, masaya fondü beklerken sü...