Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yengeç Adımları

 Bir yazı alıştırması yaptık eşimle birlikte. Buraya belki denemek isteyen olur diye not bırakmak istedim.  Bir kişiyi anket soruları ile anlatmak aslında alıştırmanın özü.  1- Memleketiniz olmayan bir yerde doğduğunuz doğru mu?  -Evet 2- İlk çocuk musunuz?  -Hayır 3- Son çocuk musunuz?  -Evet 4- En küçük çocuk musunuz?  -Evet 5- Daha sonra memleketinizde uzun yıllar yaşadığınız doğru mu?  -Evet      Bu şekilde başlayan bir sorular silsilesi ile sevdiğim birini anlattım, o da yanımdaydı.      O da kendi soruları ile bir yazı yazıyordu. Böylece geçen yarım saatin nasıl aktığını anlamamış, günün yorgunluğunu ve hayatın yüklerini attığımızı bilmiyorduk o sırada.      Daha sonra yazdıklarımızı birbirimize okuduk. Yazı hocamız, yazdıklarımızı sesli okumanın gücünden, bir dinleyici olmasının öneminden söz etmişti. Başta çekingen, tutuk, saygılı okumalarımız; birden hayret ve sürprizli bir yolculuğa dönüştü. B...
En son yayınlar

Brekkie-Moda

  Sadece 1 hafta olmuş öykü yarışmasına öykü gönderme heyecanı yaşayalı. Hayır, oturup sonuç açıklanmasını beklediğimden değil şaşırmam. Gerçekten şu an sadece bunu bekliyor olmak çok iyi olurdu. Fakat biz başka işimiz yokmuş gibi evlenmeye karar verdiğimiz için Çiğdem sevinç sürelerini biraz bölmek durumunda kaldı. Yüzük şaşkınlığına iki gün, oyundaki performansa iki gün, eski dostumla sohbete sıkıştırılmış iki saat. Bir de dünyanın en güzel kruvasanlı kahvaltıları, sosisleri geçti aradan ne bileyim uzun uzun salıncaklarda sallandım onlara yirmili dakikalar. Alışkın değilim yaşamaya 🙂 Hem yaşamakla meşgulken yazmak aaa Beşiktaş’ta bir saat buldum kendime, o arada yazdım bulduğum bir deftere bir şeyler. Güzel bir öykü girişiydi, yarım kaldı hatta yirmi dakika yazdım muhtelemelen. Bir ara bir Antep restoranında Ercan-Nazan Kesal’ı gördüm ve daha bir sürü sevdiğim önemli insanı. Yeni insanlar tanıdım, şarkılar söyledim iki tane iki saat sürdü bu kısım da. O kadar şey oldu ki bunu du...

Alyans

 Artık alışmam gereken bir şey var : "Harala, gürele!" Yani koşturmaca en azından içsel koşturmaca benim normalim oldu. Bir haftada bu kadar şey yaşamak da ne bileyim. Millet seyahatlerini filan yazar, ben duygusal atmosferimin dolaylarında yaşıyorum dünya üzerindeki zamanı. Tek istediğim yazı yazmak ve yazıda kalmak. Yazıda yola devam etmek. Yaşarken gerçekten bu denli kolaylığı azalıyor mu? Yazmak için sıkılmak mı gerek? Sıkıcı bir atmosferde yaşamak? Neden koşuyorum İstanbul'da yaşamak ve yazmak için? Kim bilir?  -Eski dost selamı, haftanın vurucu yanlarından biriydi. Biri nasıl da yıllarca süren yokluğuyla canınızı oyabilirken öyle bir anda varlığıyla omzunuza dokunabiliyor? İlginç. Varlığı daim olsun, içimi rahatlattı.  -Bir başkası da var zannedilirken o denli yok. Belki ya da aslen kimse yok. Ben de bilemiyorum. Ağlayarak günlüğüme yazarım artık.  -Bir evim olma ihtimali var artık ve de bir eşim. Evet, evet dedim. Aynen böyle durum. Açık açık yazmadıkça ya da ...

İki Yıl Sonra

Burayı terk edeli iki yıl olmuş. Kendime yolculukla geçen iki yıl. 12.03.2023 22:33 Büyük hayallerle çıktığım Erasmus yolculuğum, bir tahliye uçağı içinde sona erdi. Geçirdiğim enfeksiyon ve panik halinde kullandığım ilaçların bitmesi, halsizlik, yalnızlık takatimi tüketmişti. Yine de İstanbul'a iniş yapar yapmaz pişman olmuştum. Sanki dönerken saatlerce tren yolculuğunu ben yapmamış, tahliye uçağına binmek için elçilikle bağlantı kurup bin bir zahmete ben girmemiş gibiydim.  Oradaki dayanağım Benjamin benden önce ayrılmış ve duvarlar günler boyunca üstüme üstüme gelmişti. Şimdi bakıyorum da kendime yaslanacak onca şey varken ne kadar kırılgan ve çaresizmişim. Yazıya dönmem uzun bir zaman aldı. Şimdi ise elimde öyküler, kurgular, senaryolar nereye sığacağımı şaşırıyorum.  Benjamin'in Avusturalya'dan iç sesini dinleyip gelmesi ve Romanya'da olduğum 45 gün boyunca bana reiki enerjisi ile şifa vermesi oldukça kıymetli bir öykü oldu hayatımda. Tokyo'ya gidebilecekken Ro...

Ve sokak lambaları yanar...

En son 24 gün önce burada 21 günlük online eğitime geçildiğini yazmışım. Buradaki olağanüstü hal bugün 1 ay daha uzatıldı. Hasta sayısı 4000, 406 iyileşen, 157 ölü var. Türkiye'de ise çok daha ciddi durumda. Olabildiğince az dışarı çıkarak geçirdiğimiz günler... Bir doküman doldurup yakındaki küçük alışveriş merkezine gidiyoruz. Bu üç haftayı geçkin zamanda bir ara kar yağdı, şimdi ise hava çok güzel. Bol bol yemek yaptım. Biraz yoga, meditasyon, biraz da boyalarla haşır neşir oldum.    Kar bizim için ne kadar sıradan olsa da bir Avusturalya'lı için sabahı bekletecek kadar heyecan vericiydi. İlk dokunuş, ilk tatma, ilk kar meleği :) Kelimelere sığdırması zor :) Benim için heyecan ise şimdiye kadar elime her boya aldığımda elime yüzüme bulaştırıp ilkokul seviyesinden ileri gidemeyen zihnimi biraz da olsa dönüştürebildiğimi görmekti.  Elbetteki temel sebep biraz renk görebilme isteğiydi. Manzaramızın pek güzel olduğunu maalesef söyleyemeyeceğim. Eskişehir'in 15...

82 corona- 21 gün online eğitim

Adaya aynı gün bir Türk ve bir İspanyol veda etti :D Kaleye mi demeliyim? Buranın merkezi kocaman bir kalenin altı, üzeri ve çevresini kapsıyor. Gerçekten çok etkileyici bir genişlik ve derinlik hissi veriyor. Ayrıca şehrin tamamı da yıldız biçiminde. Bu kapı kale girişlerinden biri. Çok geniş ve ihtişamlı. Ancak maalesef 20 derecelik havada bile neredeyse bomboş. Burada Corona vakası 82 kişiye ulaşmış durumda. Romanya başbakanı da karantina altında. Çevre ülkelere giriş çıkış olmadığı gibi eğer şehirden ayrılırsak 31 Mart'a kadar kaldığımız yurda geri dönemeyeceğimizi açıkladılar. Türkiye gibi burada da okullar online sistem üzerinden devam edecek. Ancak benim için biraz tatil modu hakim. Bugün arkadaşımızı gara uğurlamaya gittik ve dönerken şehrin hiç görmediğim ancak bence en güzel yerinden döndük. Çok güzel bir cafeye kısacık uğradık.  Şimdilik sadece lavabonun yanındaki minnoşluğu ekleyeyim. Yine gezerken evlerin bahçelerine, pencerelerine, mimarisine bakakaldım. ...

Everybody Has a Reason

Dün gece Türkiye'den ilk Corona virüsü teşhisi konulduğuna ilişkin açıklamayı odada birkaç Türk öğrenciyle dinledik. Ben de dün ilk kez İnsan Hakları dersi hocasıyla konuşmaya gitmiştim ve hoca senatonun Perşembe günü toplanacağını, ülkede bugünden itibaren ilk-ortaokul-liseler ve kreşlerde tatil ilan edileceğini, şimdilik derslerin ertelenme ihtimali olduğunu belirtmişti. Açıkçası ben de Türkiye'de dönme durumum olur mu, aslında dönsem de buradan alacağımı aldım vb. şeyler düşünüyordum. Bir yandan orada ofis, işler varken burada zamanı boş geçirmek suçlu hissetmeme neden olabiliyor çünkü.  Çok hızlı ve çok verimli bir hafta geçirdim. Burası Eskişehir'in 2004'te gittiğim ilk hali gibi. Yani çok fazla yüksek bina yok mesela, ne bileyim büyük alışveriş merkezleri ya da aşırı süslü mekanlar da yok. Hatta sokakta insan dahil olmak üzere etrafta pek bir şey de yok :) Ancak kendi atmosferini yaratırsan son derece keyif alınabilecek, huzur bulunabilecek ve kendini geliştirebi...