Takmış durumdayız cidden. Ya birilerini yavaşlatma ya da hızlandırma peşindeyiz. Kendimizi nasıl verimli kullanabiliriz temel meselemiz bu. Yani kendimizi kendimizden o kadar ayrı tutuyoruz ki bir de o kendimize kullanma kılavuzu düzenlemeye niyetleniyoruz. Peki ya her şey bütünse? Dün bazı atıştırmalıkları neden tercih ettiğimize ilişkin biraz google mesaisi yaptım. Mesela peynir ekmek tercih edenler kötümser bir modda, patlamış mısır seçenler baskı altında, makarna ekmek gibi karbonhidrat seçenler kendini güçsüz hissediyor olabilirmiş. Bir nevi demir eksikliği olan bebeklerin toprak yeme ihtiyacı gibi. Beden, ruh, kalp, mide birbirine alarm veriyor yani. Yavaşlama ya da hızlı yaşama konusunda da bu böyle.
Ben yaklaşık iki senedir sahnede bir sekilde yer alıyorum amacım da hayatıma biraz hız katmaktı ama bence en yavaş zamanlarımı yaşıyorum. Ne kadar anda kalma, konsantrasyon, her şeyi detaya indirgeme olayı varsa bu işlerde varmış. Hani hiç de laga luga yapmaya gelmiyor aksine avukatlık kadar ciddi bir iş bence. Algı açık ama kimse bakıyormuş gibi, iç aksiyon güçlü ama dışarıdan da efendim sanki her gün böyleymişçesine :) Bu nedenle aşırı veri birikiyor kafamda. Zaten mimikler, kelimeler, ses tonları normalde de sıvı halde otomatikman akıyordu bünyeme bir de bunlar olurken bana yazacak malzeme çıktı anlayacağınız. Yazmak da zamanı yavaşlatmak için bir vesile. Dinlemek için de bitki beslemek çok etkili. Ağzı dili yok çünkü onun derdini anlamak için gözünüz üzerinde, uzun uzun dinlemeniz, sapına yaprağına bakarak derdini anlamaya çalışmanız gerekiyor. Birkaç aydır bu konuda da hayli veri biriktirmişliğim var. İnsan gerçekten emek verdiği her şeyi sahipleniyor. Hasta mı, bir başkası ona aynı özenle baktı mı diye aklı kalıyor. Zaten aslında insan da böyle. Biraz görünenin ötesine bakmaya zahmet edersek ki sanırım buna yavaşlamak deniyor, çok şey duyabiliriz. Bilmiyorum dediğim gibi sosyal medyadan her şey çok hızlı, hareketli geliyor olabilir ama benim iç hızım oldukça stabil bu aralar ve bana sonsuz üretme gücü veriyor. Surete meyleden ziyandadır yani honey! Ha zaten ne zaman hızlanıyor zaman bence sadece dans ederken :) Sahne görmekten biraz baydığım ve bedenim dinlen dediği için çok az çıkabiliyorum geceleri ama dışarı çıkıp dans etmeyi o kadar özledim ki :)
Ben yaklaşık iki senedir sahnede bir sekilde yer alıyorum amacım da hayatıma biraz hız katmaktı ama bence en yavaş zamanlarımı yaşıyorum. Ne kadar anda kalma, konsantrasyon, her şeyi detaya indirgeme olayı varsa bu işlerde varmış. Hani hiç de laga luga yapmaya gelmiyor aksine avukatlık kadar ciddi bir iş bence. Algı açık ama kimse bakıyormuş gibi, iç aksiyon güçlü ama dışarıdan da efendim sanki her gün böyleymişçesine :) Bu nedenle aşırı veri birikiyor kafamda. Zaten mimikler, kelimeler, ses tonları normalde de sıvı halde otomatikman akıyordu bünyeme bir de bunlar olurken bana yazacak malzeme çıktı anlayacağınız. Yazmak da zamanı yavaşlatmak için bir vesile. Dinlemek için de bitki beslemek çok etkili. Ağzı dili yok çünkü onun derdini anlamak için gözünüz üzerinde, uzun uzun dinlemeniz, sapına yaprağına bakarak derdini anlamaya çalışmanız gerekiyor. Birkaç aydır bu konuda da hayli veri biriktirmişliğim var. İnsan gerçekten emek verdiği her şeyi sahipleniyor. Hasta mı, bir başkası ona aynı özenle baktı mı diye aklı kalıyor. Zaten aslında insan da böyle. Biraz görünenin ötesine bakmaya zahmet edersek ki sanırım buna yavaşlamak deniyor, çok şey duyabiliriz. Bilmiyorum dediğim gibi sosyal medyadan her şey çok hızlı, hareketli geliyor olabilir ama benim iç hızım oldukça stabil bu aralar ve bana sonsuz üretme gücü veriyor. Surete meyleden ziyandadır yani honey! Ha zaten ne zaman hızlanıyor zaman bence sadece dans ederken :) Sahne görmekten biraz baydığım ve bedenim dinlen dediği için çok az çıkabiliyorum geceleri ama dışarı çıkıp dans etmeyi o kadar özledim ki :)


Yorumlar
Yorum Gönder