
Uzun zamandır yazmak istiyordum şeklinde klişe bir cümleyle başlayacağım; zira 15-20 yıl kadar uzun bir zaman, bir hayali ertelemeyi nitelendirmek için hayli kafi bence. Bir de kuvvetle muhtemel'i bir yere sıkıştırırsam keyifli bir giriş yapmış olacağım sanırım. Başlıkta yazdığım gibi neden olmasın? Hayatının son iki senesini, "içinde kalanlar listesi"ni temizlemeye ayırmış ve belki de 15 senesini "kendini erteleme"ye ayırmış bir insan olarak artık enginlere sığmam bloglara taşarım :) Elimdeki zaman "kısıntısı" maalesef duygularım, bedenim, hayatım ve hatta arkadaşlarım arasındaki ilişki ve dengeyi yakalayamıyor. Sürekli bir yerlere bir şeylere notlar, şiirler, alıntılar kaydediyor, sonra da: "Öldüğümde bunları sakladığımı görüp gerizekalı olduğumu düşünecekler" diye hayıflanıp duruyorum. Tabii ki hayıflandığım, "öldüğümde" kısmı oluyor. Tamam, sonra sakladığım şeyleri ergence bulacaklarını da düşünüyor olabilirim, peki. Ama ben ahmaklıklarımı da ergenliklerimi de bana dair tüm şeyleri de içeren bir anlak bırakmak istedim. Evet bir anlak. Anları saklayabileceğim, anlayarak aktarabileceğim, anladıkça: "Bugün aydınlandım" diye kafasının etini yediğim insanları da hafifletmeye niyetlendiğim bir anlak. Bu arada şimdi baktım da:
anlakanlak için sözlük sonucu
ad
- 1.RUHBİLİM TERİMİinsanın anlama, düşünme, algılama, akıl yürütme, yargılama ve çıkarsama gibi yeti ve yeteneklerinin tümü.
"İnsan anlağı çok şeye yol bulur"eş anlamlısı: zekâ - 2.anlama gücü.
"Anlağa sığmaz işler oluyor"eş anlamlısı: akıl
O zaman biz susalım ellerimiz ve anlaklarımız konuşsun :) Biraz yukarıda da gördüğünüz üzere anlak kelimesini kendim uydurdum zannediyor ve anlarda anladıklarımı sığdırdığım bir defter şeklinde tasarlamaya yelteniyordum :) Uzundur kullanırım bu kelimeyi ama anlamına bakmak hiç aklıma gelmemiş, o kadar benim yani. Biz yine de bu sayfayı bahsettiğim şekilde kodlayabiliriz. Başka bir blogdan, "yazmanın mahcubiyeti" ile ilgili Murathan Mungan göndermeleri okudum ve okuduktan sonra da yazma konusunda kendimi engellediğimden emin oldum. Evet, yazma konusunun bir mahcubiyeti var; çünkü içinizi açmak bu topraklarda pek hoş karşılanmayan bir durum. Hatta insanlara fazla şeffaf gelebiliyor; aksine cesurca gelmesi ve takdir edilmesi gereken duygularınla ve kendinle yüzleşme hatta bunu paylaşma hadisesi, safça, hatta ilgilenilmeyen bir durum halini alabiliyor. Tıpkı kendi sınırlarınızı aşmak adına yaptığınız başka durumları, sizi stabil kabul etmeye ısrarcı olanların, yadırgaması gibi. Bunları ve nedenlerini tartışacağız bol bol. Ben tartışacağım yani, siz de okursanız ne ala. Sadece bu girizgahı kısa tutmak zorundayım; çünkü birazdan elinde sipariş ettiğim balıklarımla kapıma dayanacak olan Romeo, beklemeye pek tahammül etmeyecek, biliyorum. Bir başka Pazar ruhu ve üretkenliğine kadar, hoşçakalın dostlar :) Başlıklarda iyi değilim ama esinlenmelerde ve fikir uçuşmalarında fena değilimdir. Başlığa esin olmuş şarkıyı da aşağılara bir yerlere bıraktım.

Yorumlar
Yorum Gönder