Ana içeriğe atla

82 corona- 21 gün online eğitim


Adaya aynı gün bir Türk ve bir İspanyol veda etti :D Kaleye mi demeliyim? Buranın merkezi kocaman bir kalenin altı, üzeri ve çevresini kapsıyor. Gerçekten çok etkileyici bir genişlik ve derinlik hissi veriyor. Ayrıca şehrin tamamı da yıldız biçiminde. Bu kapı kale girişlerinden biri. Çok geniş ve ihtişamlı. Ancak maalesef 20 derecelik havada bile neredeyse bomboş. Burada Corona vakası 82 kişiye ulaşmış durumda. Romanya başbakanı da karantina altında. Çevre ülkelere giriş çıkış olmadığı gibi eğer şehirden ayrılırsak 31 Mart'a kadar kaldığımız yurda geri dönemeyeceğimizi açıkladılar. Türkiye gibi burada da okullar online sistem üzerinden devam edecek. Ancak benim için biraz tatil modu hakim. Bugün arkadaşımızı gara uğurlamaya gittik ve dönerken şehrin hiç görmediğim ancak bence en güzel yerinden döndük. Çok güzel bir cafeye kısacık uğradık. 
Şimdilik sadece lavabonun yanındaki minnoşluğu ekleyeyim.

Yine gezerken evlerin bahçelerine, pencerelerine, mimarisine bakakaldım. Sanırım buradaki birçok kişi Ege'deki sahil kasabalarına ya da İzmir'in kimi  benzetiyor. Kiminle konuştuysam benzer bir şey duyuyorum. 
 Ben tam olarak öyle olduğundan emin olamasam da sıradan görünümlü evlerde oldukça sakin ve rahat göründüklerini söyleyebilirim. Yol üzerinde her markette meyve,kahve, çörek vb şey olması çok hoşuma gitti; çünkü inanılmaz derecede yürüyorum ve buna da bayılıyorum. Arada küçük molalar, alışveriş yaparken ufak tefek dil öğrenme çabaları insanın gününü güzelleştiriyor. Burası bazen Türkiye'yi hiç aratmıyor. Mesela tren garı Kayseri, Kütayha, Eskişehir vb. garlarla aynı. 

   1868'de yapılmış ve kimi yerlerde komünist dönem mimarisi olduğu yazıyor(ama bu hemen yandaki otogar da olabilir). Bizim alışkın olduğumuz bir yapı. Türkiye'deki gibi içinde tek kırmızı vagonlu eski bir tren de var. Gelen tren de İzmir Mavi treni gibi bir şeydi. Ben çok özlemiş olduğum için öğrencilikteki tren yolculuklarımı, bana şu an her şey çok güzel geliyor. Belki henüz ilk hafta olduğu içindir. Mart sonuna kadar neler olur hep birlikte göreceğiz. Uzun zamandır sadece kendimle kalıp kafamı dinleme fırsatım olmadığı için şu an benim için biraz dolaşıp sadece kendimle ilgilenmek biçilmiş kaftan. Minnoş arkadaşlarımla balkonda kahvaltı, akşam çay çorba keyfi; hatta puding bile yaptık bugün :) Hem de hazır süt değil. Buraya geldikten birkaç gün sonra, mandıra gibi bir yerde sütmatik gibi bir düzenek keşfettim. İnanılmaz hoşuma gitti. 1 Lei'ye (1.5. TL ediyor) yarım litre süt dolduruyorsun şişene. Zaten denemek için çıldırıyordum. Tam su şişem bitmiş yaklaşık 6000 adım atmışım ten garından derken hemen süt olayını çözdük.



Valla bu kadın yaşlandı, partilemiyor filan demeyin yanımda çığlıklar atan bebek 20 yaşında :) Ama aynı şeye heyecanlanıyoruz yani. Burası süt, peynir, pastane ürünü cenneti gibi. Hemen koşa koşa giden arkadaşın bize bıraktığı pudingi yapmayı denedil(ups!). Puding de 500 ml sütle yapılmasın mı?
Dediğim gibi, uzun zamandır çevreye bölünmüş enerjim 2019 sonu ve şimdilerde, kendi merkezime doğru yol aldı ve bunu hissettiğim sürece ne nerede olduğum, ne olumsuz koşullar canımı sıkıyor. Burada birlikte olduğum Türkler de yabancılar da oldukça tatlı. Hepimiz çalışma odasında beraber Rumence dersi alacağız Skype üzerinden.(Yaşasın halkların kardeşliğini mi öğretsem :) Türkiye'de izlemeye zaman bulamadığım Parazit filmini burada ingilizce altyazılı izledim mesela. Bunlar basit ayrıntılar gibi görünse de aslında insanın gününü güzelleştiren güzel anılar olarak kalıyor. Stadyum ve havuz bize çok yakın. Geçen gece sokakta 6 km koştum ve yollar neredeyse boş, oldukça da rahattı. Türkiye'deki stresimden eser yok anlayacağınız. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yengeç Adımları

 Bir yazı alıştırması yaptık eşimle birlikte. Buraya belki denemek isteyen olur diye not bırakmak istedim.  Bir kişiyi anket soruları ile anlatmak aslında alıştırmanın özü.  1- Memleketiniz olmayan bir yerde doğduğunuz doğru mu?  -Evet 2- İlk çocuk musunuz?  -Hayır 3- Son çocuk musunuz?  -Evet 4- En küçük çocuk musunuz?  -Evet 5- Daha sonra memleketinizde uzun yıllar yaşadığınız doğru mu?  -Evet      Bu şekilde başlayan bir sorular silsilesi ile sevdiğim birini anlattım, o da yanımdaydı.      O da kendi soruları ile bir yazı yazıyordu. Böylece geçen yarım saatin nasıl aktığını anlamamış, günün yorgunluğunu ve hayatın yüklerini attığımızı bilmiyorduk o sırada.      Daha sonra yazdıklarımızı birbirimize okuduk. Yazı hocamız, yazdıklarımızı sesli okumanın gücünden, bir dinleyici olmasının öneminden söz etmişti. Başta çekingen, tutuk, saygılı okumalarımız; birden hayret ve sürprizli bir yolculuğa dönüştü. B...

Alyans

 Artık alışmam gereken bir şey var : "Harala, gürele!" Yani koşturmaca en azından içsel koşturmaca benim normalim oldu. Bir haftada bu kadar şey yaşamak da ne bileyim. Millet seyahatlerini filan yazar, ben duygusal atmosferimin dolaylarında yaşıyorum dünya üzerindeki zamanı. Tek istediğim yazı yazmak ve yazıda kalmak. Yazıda yola devam etmek. Yaşarken gerçekten bu denli kolaylığı azalıyor mu? Yazmak için sıkılmak mı gerek? Sıkıcı bir atmosferde yaşamak? Neden koşuyorum İstanbul'da yaşamak ve yazmak için? Kim bilir?  -Eski dost selamı, haftanın vurucu yanlarından biriydi. Biri nasıl da yıllarca süren yokluğuyla canınızı oyabilirken öyle bir anda varlığıyla omzunuza dokunabiliyor? İlginç. Varlığı daim olsun, içimi rahatlattı.  -Bir başkası da var zannedilirken o denli yok. Belki ya da aslen kimse yok. Ben de bilemiyorum. Ağlayarak günlüğüme yazarım artık.  -Bir evim olma ihtimali var artık ve de bir eşim. Evet, evet dedim. Aynen böyle durum. Açık açık yazmadıkça ya da ...

This time we'll take it slow

Uzun zamandır yazmak istiyordum şeklinde klişe bir cümleyle başlayacağım; zira 15-20 yıl kadar uzun bir zaman, bir hayali ertelemeyi nitelendirmek için hayli kafi bence. Bir de kuvvetle muhtemel'i bir yere sıkıştırırsam keyifli bir giriş yapmış olacağım sanırım. Başlıkta yazdığım gibi neden olmasın? Hayatının son iki senesini, "içinde kalanlar listesi"ni temizlemeye ayırmış ve belki de 15 senesini "kendini erteleme"ye ayırmış bir insan olarak artık enginlere sığmam bloglara taşarım :) Elimdeki zaman "kısıntısı" maalesef duygularım, bedenim, hayatım ve hatta arkadaşlarım arasındaki ilişki ve dengeyi yakalayamıyor. Sürekli bir yerlere bir şeylere notlar, şiirler, alıntılar kaydediyor, sonra da: "Öldüğümde bunları sakladığımı görüp gerizekalı olduğumu düşünecekler" diye hayıflanıp duruyorum. Tabii ki hayıflandığım, "öldüğümde" kısmı oluyor. Tamam, sonra sakladığım şeyleri ergence bulacaklarını da düşünüyor olabilirim, peki. Ama be...