Ana içeriğe atla

Yoldan geçen yolunu bulan

Vizeyi aldıktan sonra son birkaç ay içerisindeki hummalı süreç daha da hızlandı. Birkaç gün uçuş tarihini netleştiremesem de bir şekilde son güne yani bugüne (5 Mart 2020'ye) geldim. Son gün, son dakikalardaki doktor randevuları, havaşa ucu ucuna yetişmem(iyi ki dostlar, komşular var), evden çıkmadan on dakika önce uyap üzerinden dava açmaya çalışmam... Sanki şu anda yolda olan ve Alba Iulia'ya yaklaşan ben o değil de bir başkasıyım. Havaalanında son anda euro hesabı açtırmam (açamamışım meğer çünkü o kadar bankaya gidip gelmeye), uçağa "anonsla" yetişmem yetmiyormuş gibi Bükreş'e geldiğim saatte, Alba'ya tren ve uçak olmayacağını okuldakilerin son andaki yazışmaları ile ögrenmem gerçekten muhteşemdi. İner inmez valizleri alıp bir telefon hattı edindim. Ama bugün Bükreş'te kalıp yarın otobüse binecek olsam bile o valizleri fazladan bir sefer dahi taşıyacak takatim yoktu. Hattı aldığım yerdeki muhteşem güleryüzlü ve Türkleri seven, Türkçe filmleri seven (Süleyman?!@^#^#*$l) kadın bana bir taksi çağırdı. Bana rehberlik edecek olan Hukuk Fakültesi öğrencisi Nicoleta da blablacar'dan bulduğum ve ingilizce bilmeyen adamla haberleşti:))))) Beni Carrefour'dan(evet ilk gördüğüm yer burası oldu:) aldı şu an adını unuttuğum ve ingilizce bilmeyen adam. Öylece otobanda gidiyoruz şimdi. Sigarayı bırakmış halimle iki tane tüttürdüm ikram edince. Amaaaan :) Bu uzun süren belirsizlik halinde bana her an nerede olup ne yapacağımı, Bükreş'e kalıp kalmayacağını, trene binip binmeyeceğimi soran Nicoleta'yı hattı alır almaz aradığımda duysanız, siz de benim gibi buna değdiğini hissederdiniz. Kocaman gülümseyen sesiyle "aaaggghhh you did iiiiiit!" dediğinde ikimiz de kocaman kahkahalar attık. Psikolojik eşik önemli. Bir de mesela kiz trenle gel, aktarmalı, gypsyler var biraz ama hik mik diyor. Ben diyorum otobus var 8 saatte geliyor. O otogarı bilmiyor filan :))))) Son anda bir de bana bir şeyler sormuş ben hattı kapatmışım o anda ayrıca endişe etmiş. Benimle çekti karın ağrımı neredeyse. Genç olması lazım ama çok sorumluluk sahibi de sanirim aynı zamanda.
**İngilizce bilmeyen şoförü defalarca aradı. Taksici deseniz dil konusunda bocalamamıza rağmen sohbet "çabasını" hiç bırakmadı :)))
Şu an yollarda inanılmaz tır var. Taksici de Türk tır şoförlerinden kibarca yakınmıştı ben şimdi anlıyorum ziraa bir kamyonla gidiyorum ben de. Transporter gibi bir şey. Telsizle konuşup duruyor şoför. İnsan bilmediği dilin gürültüsünden de yorulmuyormuş.
***Geniş virajlar tır dolu ve gece gidiyoruz ama oldukça güvenli kullanıyor. Yani pek yabancı hissetmedim anlayacağınız henüz. ****Para olarak 1.49a aldım 1 rumen leini. Telefon hattına da 55 lei verdim o biraz canımı acıttı :) ama hattı satan ve taksi çağıtan o kız şarkıcı mısın dedi bana :) Guileleyi görmiş :) Ailesinde herkes şarkıcıymıs yani söylemek gibi mi sanatçı mı soramasan yola koyuldum...
Yaklaşık 2 saatlik yolum kaldı zannediyorum. Beni bıcırık bir tomboy oda arkadaşı bekliyor :) ondan ayrıca bahsedeceğim.
Şimdilik coronaya yakalanmadan sağ salim geldiğimize şükredelim. Kimse de öyle maske filan takmıyordu ama son anda Sabiha Gökçende 22 dk kalan bir Singapurlunun yakalandığını söyleyince sevgili ortaam ben de çıkarmadım maskeyi. Sibiu 95 diyor. Türkiye den kendisine yaklaşık 1000 Tl ye uçak buldugünuz ancak kendisinden Avrupa kentlerine umucuz bilet bulunabilen Sibiu.
Hadi o zaman şimdilik sii yuu ;(

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yengeç Adımları

 Bir yazı alıştırması yaptık eşimle birlikte. Buraya belki denemek isteyen olur diye not bırakmak istedim.  Bir kişiyi anket soruları ile anlatmak aslında alıştırmanın özü.  1- Memleketiniz olmayan bir yerde doğduğunuz doğru mu?  -Evet 2- İlk çocuk musunuz?  -Hayır 3- Son çocuk musunuz?  -Evet 4- En küçük çocuk musunuz?  -Evet 5- Daha sonra memleketinizde uzun yıllar yaşadığınız doğru mu?  -Evet      Bu şekilde başlayan bir sorular silsilesi ile sevdiğim birini anlattım, o da yanımdaydı.      O da kendi soruları ile bir yazı yazıyordu. Böylece geçen yarım saatin nasıl aktığını anlamamış, günün yorgunluğunu ve hayatın yüklerini attığımızı bilmiyorduk o sırada.      Daha sonra yazdıklarımızı birbirimize okuduk. Yazı hocamız, yazdıklarımızı sesli okumanın gücünden, bir dinleyici olmasının öneminden söz etmişti. Başta çekingen, tutuk, saygılı okumalarımız; birden hayret ve sürprizli bir yolculuğa dönüştü. B...

Alyans

 Artık alışmam gereken bir şey var : "Harala, gürele!" Yani koşturmaca en azından içsel koşturmaca benim normalim oldu. Bir haftada bu kadar şey yaşamak da ne bileyim. Millet seyahatlerini filan yazar, ben duygusal atmosferimin dolaylarında yaşıyorum dünya üzerindeki zamanı. Tek istediğim yazı yazmak ve yazıda kalmak. Yazıda yola devam etmek. Yaşarken gerçekten bu denli kolaylığı azalıyor mu? Yazmak için sıkılmak mı gerek? Sıkıcı bir atmosferde yaşamak? Neden koşuyorum İstanbul'da yaşamak ve yazmak için? Kim bilir?  -Eski dost selamı, haftanın vurucu yanlarından biriydi. Biri nasıl da yıllarca süren yokluğuyla canınızı oyabilirken öyle bir anda varlığıyla omzunuza dokunabiliyor? İlginç. Varlığı daim olsun, içimi rahatlattı.  -Bir başkası da var zannedilirken o denli yok. Belki ya da aslen kimse yok. Ben de bilemiyorum. Ağlayarak günlüğüme yazarım artık.  -Bir evim olma ihtimali var artık ve de bir eşim. Evet, evet dedim. Aynen böyle durum. Açık açık yazmadıkça ya da ...

This time we'll take it slow

Uzun zamandır yazmak istiyordum şeklinde klişe bir cümleyle başlayacağım; zira 15-20 yıl kadar uzun bir zaman, bir hayali ertelemeyi nitelendirmek için hayli kafi bence. Bir de kuvvetle muhtemel'i bir yere sıkıştırırsam keyifli bir giriş yapmış olacağım sanırım. Başlıkta yazdığım gibi neden olmasın? Hayatının son iki senesini, "içinde kalanlar listesi"ni temizlemeye ayırmış ve belki de 15 senesini "kendini erteleme"ye ayırmış bir insan olarak artık enginlere sığmam bloglara taşarım :) Elimdeki zaman "kısıntısı" maalesef duygularım, bedenim, hayatım ve hatta arkadaşlarım arasındaki ilişki ve dengeyi yakalayamıyor. Sürekli bir yerlere bir şeylere notlar, şiirler, alıntılar kaydediyor, sonra da: "Öldüğümde bunları sakladığımı görüp gerizekalı olduğumu düşünecekler" diye hayıflanıp duruyorum. Tabii ki hayıflandığım, "öldüğümde" kısmı oluyor. Tamam, sonra sakladığım şeyleri ergence bulacaklarını da düşünüyor olabilirim, peki. Ama be...